13/9/2008 - Bu Süper Canlarım
-SEN AFFETSENDE BEN AFFETMEM-
Ben üşürken yaz sıcağının ortasında sen ısınıyosun o şehirde O'nun yanında!.. Duyun feryadımı!Dinmedi hiç kanayan yara!Sözlerime bakma kirletemezdim seni asla!Olmadı!Olamazdı ki ama!.. Gözlerimden akan yaş denizlere karışsın yağmur olsun damlasın o yüzüne.Hissedebilirmisin bu sancıyı!Anlayabilirmisin sen bu acıyı!Anlatamadım anlayamadın sende.Tek bi avuntum yokki!Büyüdüm ben peşinde koşuşturduğum yollarda!.. Gözlerindeki hüzne son kez bakmak için qelecektim sana!Mutluluklar ekleyecektim yeni doğan qüneşine.Aydınlatacaktım qünlerini...Yerime qelen olmuş...Yalnızlığına çare olsun... Dokunamadığım gibi dokunsun ellerine...Bakamadığım qibi doya doya baksın deniz qözlerine...Mutluluklar eklesin o saf qüzel qülüşüne... İyiliğim için qittin öylemi?Sen yok olunca koruyacaktım herkesden kendimi?Bilmedinki yokluğunda yok olduğumu...Varlığını duyupta avunduğumu...Avuntu kalmadı...Yaranın dökülen kanı aksine dolu dolu akıyor...Sen affetsende sözlerimi: üzqünüm ben affedemem qözlerini!..
Aşk Koyar Mısın Bu Masalın Adını? Bir bahar gecesi; kaybolmuş bir kalemin tatlı hıçkırıkları, belki sevinç, belki de acı...Aşk koyar mısın bu masalın adını?Aynı ayın farklı hilalleriyiz, aynı duyguların Allah bilir kaçıncı sahibiyiz…Yastığa konduğunda uyku tutmayan başlar, hayallere konduğunda keder tutmayan onlar…Onların, onlar gibilerin, onlara benzeyenlerin, onlarla bezenenlerin ve bizim için diyelim ki:Ey gönül! Sessiz kalma, susma çok konuşan var diye, içinde salınan çocukluğu haykır önce, korkma geç kalırımda annem azarlar diye, daha okunacak, okuyacak çok ezanımız var üzülme, mecnun ol, kapa gözlerini, bir salıncakta hayal et kendini, kuşlar kıskansın uçmaya yeltenen hayallerini, bağır hiç olmadığı kadar, gül çürük dişlerine inat, çekinme ve merak etme beğenilmem diye, sen önce bir sev gerisi gelir yeni pabuçların gibi yürüye yürüye…Yine diyelim ki; ey gönül!Eğme başını yürürken, kaç bahar gördüysen o kadar genç olmalısın şimdi, duymuyor musun, sana sesleniyor gül, karanfil, nilüfer, lale, orkide, menekşe, senin için ötüyor tüm kuşlar, vuslata ersin göz kapakların, ciğerlerin doysun çiçeklerin hoş rengine, kollarını bırak iki yanına, kaldır başını, seyret masmavi göğü, bulutları, sevdaları, mutlulukları, sensin bu mutluluğun kaynağı ve sen olmalısın sevda yolculuğuna çıkmış bu geminin yegâne kaptanı…Bir daha diyelim ki; ey gönül!Utanma ve sıkılma söyleyemediğin şeyler için, sen değilsin bir tek ve sen yaratılmadın bir tek, boş ver rüzgâr dağıtsın saçlarını, sarıl hayallerine sımsıkı, beklemekten sıkılma unutma ki kışında yazında var bir baharı, senin dilinle dillenecek, busenle kıymetlenecek, kafiyenle hecelerine bölünecek bir yazın, yazgınla yaza dönecek geçirdiğin tüm baharların. Bitsin bu hasret, öyle ya bitmeli artık bu hasret, Ferhat ölmemeli bu hikâyede, Yusuf gözyaşı dökmemeli bu öyküde, ayrılık çizmedim bu dünyaya, resmetmedim hiçbir hüznü bu masalda…Önce heceler birleşmeli, sonra çocukluğum yeşermeli, gençlik görünmeli karşı tepeden, bir kulaç yanında Leyla’sı bitmeli, geceye çalmamalı bu gündüz, dillere destan olmalı nâmı…Sevdayla ve ayın’la ve kaf’la ve şın’la söylenmeli ve aşk konulmalı bu masalın adı…Sahi…Aşk koyar mısın bu masalın adını?
Bir Tek Seni Unutamam Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Sen yoksa, sıcaklık hep mevsim normallerinin altında. Bu yüzden meteoroloji raporları umurumda bile değil. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten,daha ne kadar ıslanabilirim ki?
Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun?
Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne…
Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen ,bu bekleme işkencesi bitsin diye…Bu yokluk hissi öldürecek beni…
Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor,kanat seslerini duy. Gelmek iste bana. Bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana…
Göreceksin,sevdanın çiçek çiçek açtığını umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni,o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok..
Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer,her şey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama… BİR TEK SENİ UNUTAMAM..
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

|
13/9/2008 - Okyanus Yürekli Dostlar
>> > > Su, kendine sırdaş arıyordu. >> > > Önce buluta verdi sırrını. >> > > Ağır geldi sır buluta. >> > > Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını. >> > > Sonra göle gitti su. >> > > Ona anlattı derdini. >> > > Bu arada bulut suyun sırrını yağmur yapıp, dolu yapıp, >> > > kar yapıp savurduğu için, zaman zaman taşıyordu >> > > göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu. >> > > Sonra nehre verdi su sırrını. >> > > Nehir aldı suyun sırrını çekti gitti. >> > > Dereye verdi. >> > > Dere biraz daha yavaş olsada nehirden , >> > > o da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze... >> > > Çağlayanlar, şelaleler, akarsular.. >> > > Hepsi kayboluyordu bir anda. >> > > Sonra bir gün su takip etti dereyi. >> > > Dereye okyanusa kavuşunca farketti su, >> > > bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla... >> > > okyanusa taşındığını. >> > > Karar verdi su. >> > > Sırrını okyanusa verecekti. >> > > Öyle de yaptı zaten. >> > > Tüm sırlarını okyanusa verdi. >> > > Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. >> > > Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de >> >kurudu.... >> > > Geçen karşılaştık suyla. >> > > Bir bardaktaydı. >> > > Suskundu. >> > > Çok uğraştım konuşturamadım. >> > > Ben tam giderken "Dur !'' dedi su. >> > > Durdum! >> > > "Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma! >> > > Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, >> >utandırırlar.'' dedi. >> >*********************************************** ** ********** ** >> > > Hep cevrenizde OKYANUS yürekli dostlarinizin olmasi dilegimle...
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

|
|
|
Takvim
Gazeteler
Online Müzik
Çeviri Yap
Arama Motoru
|
|